ALAA AL-HAMS
12 Şubat 2024Gazze’de çocuk olmak küçük yaşta büyümek, savaş alanlarında oyun oynamak demektir. Alaa bu gerçeklikle, küçük yaşta tanışan Filistinli çocuklardan yalnızca biriydi. Ailesi, 1948 yılında İsrail tarafından boşaltılan Yebna köyünden sürülmüş, bir mülteci kampına sığınmak zorunda kalmıştı. Bu kampta büyüyen Alaa, büyüdükçe haksızlıklara karşı gelmeyi bunun için de kalemine ve mikrofonuna sarılmayı doğru bulmuştu. Gazze’deki El Ezher Üniversitesi’nde gazetecilik ve medya eğitimi aldı. Alaa, kadınların sesi olmayı da kendine görev bildi. Banfsaj adlı medya platformunda kadınların sorunlarını kaleme aldı. Yazılarında yalnızca karşılaşılan zorlukları anlatmadı. Aynı zamanda Filistinli kadınların direniş, emek ve umutla örülmüş başarı hikâyelerini de görünür kıldı. İsrail saldırıları neticesinde ciddi yaralanan Alaa pek çok insanın kolaylıkla kabullenemeyeceği bir gerçekliği de genç yaşta tecrübe etti. 3 Aralık 2023’te ailesinin evi İsrail hava saldırısında bombalandı ve ailesinden on kişi katledildi. Kendisi de yaralandı ve bir süre tedavi gördü. Aile bireylerinin çoğunu kaybettiği İsrail hava saldırısının üzerinden geçen bir yılın ardından onlara hitaben sosyal medya üzerinden 29 Ocak 2024 tarihinde şu sözleri paylaşmıştı: “Ah, cennetin en yüksek bahçelerine, en güzel yerlerine uçup giden sizler. Aceleniz mi vardı, yoksa ben mi çok yavaştım? Son buluşmanıza beni de katsanız ne olurdu?” Pek çok acısına rağmen iyileşmeye çalıştığını belirterek belki de İsrail’in zulmüne karşı en büyük mücadeleyi veriyordu 10 Şubat 2024’te ise evini hedef alan ikinci bir İsrail saldırısı neticesinde hem ailesinden geri kalanları kaybetti hem de kendisi ağır yaralandı. Ne yazık ki, İbrahim adını vermeyi planladığı doğmamış bebeği de saldırı anında hayatını kaybetmişti. Doktorlar, Alaa’nın önceki yaraları nedeniyle daha fazla zarar vermekten korktukları için bebeği hemen çıkaramadı. Bebek, Alaa yoğun bakımda yaşam mücadelesi verirken günlerce karnında ölü kaldı. Sonunda bebek çıkarılıp defnedildi, Alaa ise iki gün sonra onun peşinden toprağa karıştı. Alaa al-Hams, hem gazeteci, hem anne; aynı zamanda bir direnişçiydi. Kalemi ve mikrofonu ile işgalin kirli yüzünü bizlere duyurdu. Tıpkı halkı gibi fedakârlığını Filistin topraklarından esirgemedi ve doğmamış bebeğiyle toprağa düşerken dahi bize unutamayacağımız bir gerçeği bıraktı: “Filistin mücadelesi vazgeçilmezdir.”.