HASSAN ASLİH
13 Mayıs 2025Gazze’nin ağır bombardıman altında geçen günlerinde, Hassan Aslih, bir foto muhabiri olarak 35 yaşında bir gazeteci olarak hem ulusal hem de uluslararası medya kuruluşları için sahadan haberler hazırladı. CNN, Associated Press, Sky News ve The New York Times gibi dünyaca ünlü kurumların sayfalarına taşıdığı kareler, Gazze’de yaşanan yıkımın ve sivillerin dramının somut belgesi oldu. Aslih, özellikle 7 Ekim 2023’teki saldırıların ardından çektiği fotoğraf ve videolarla uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti. Gazze savaşı sırasındaki içerikleri aracılığıyla altyapının yıkılması ve sivil kayıpları da dâhil olmak üzere insani krizi sıklıkla vurguladı. Bir milyondan fazla takipçisinin bulunduğu sosyal medya hesaplarında ve Telegram kanalında neredeyse her gün cepheden güncellemeler paylaştı; kurtulanların tanıklıklarını güçlendirdi, İsrail’in devam eden soykırım savaşının insani ve yıkıcı sonuçlarını dünyaya duyurdu. Aslih, daha önce İsrail ordusu tarafından “7 Ekim saldırılarına katılmakla” suçlandı. Hamas hükümetinin medya ofisi müdürü İsmail el-Tahabta ise bu iddiaları “asılsız” olarak nitelendirdi ve “Aslih’in hiçbir siyasi bağlantısı olmadığını, İsrail’in bu tür suçlamaları gazetecilere yönelik saldırılarını meşrulaştırmak için kullandığını” söyledi. Buna rağmen İsrail basınında onun hakkında “Hamaslı terörist” manşetleri atıldı, Yahya Sinwar ile birlikte görüldüğü fotoğraflar dolaşıma sokuldu. 7 Nisan 2025’te, Nasır Hastanesi’nin yakınındaki gazetecilerin bulunduğu çadır İsrail uçakları tarafından vuruldu. Aslih burada ağır yaralandı. Yaralı halde aynı hastanede tedavi altındayken, 13 Mayıs 2025’te, Nasır Hastanesi’ne yönelik başka bir saldırıda can verdi. Yakınları ve meslektaşları, onun ölümünün “açık bir suikast” olduğunda hemfikirdi. Gazeteci Tamer Qishta, “Bu açık ve net bir suikasttı. Hareketsizdi, hastane yatağında yatıyordu, kimseye bir tehdit oluşturmuyordu. Taşıdığı tek silah kamerasıydı” sözleriyle Aslih’in ölümünü anlattı. Han Yunuslu bir kadın olan Fatima el-Ali “Her şeyi gösterdi, halkın gözüydü. Yaralılar, gömülenler, kayıplar adına konuşuyordu. İsrail, Gazze’deki suçlarının belgelenmesini istemiyor” diyerek onun bıraktığı boşluğu ifade etti. Ölümünden kısa süre önce söylediği şu cümle hem mesleğini hem de davasını özetliyordu: “İsrail ordusu beni öldürürse, çektiğim fotoğraflar ve dünyaya anlattığım hikâyeler yaşamaya devam edecek. Adım, davam ve sesim yaşamaya devam edecek ve işgal ölecek.”