MARİAM ABU DAQQA
25 Ağustos 2025Mariam Abu Daqqa, Gazze’nin sesi, hakikatin izini süren bir muhabirdi. El-Aksa Üniversitesi’nde gazetecilik eğitimi aldıktan sonra Independent Arabia ve Associated Press gibi uluslararası kuruluşlarla çalıştı. Kamerası ile çektiği görüntüler, Gazze’de süregelen işgalin ve insani krizin tanığı oldu. Cesurdu. En tehlikeli alanlara, en karanlık sokaklara girmekten asla çekinmedi. Çünkü biliyordu ki hakikati belgelemek, halkının çığlığını dünyaya duyurmak için taşıdığı kutsal bir sorumluluktu. İsrail’in Gazze’yi işgalinde evini kaybetti. Ekipmanları bombaların altında paramparça oldu. En derin yarası ise annesini yitirdiğinde açıldı. Ama Mariam, asla durmadı. Yerinden edilmeleri, açlığı, enkaz altında kaybolan hayatları belgeledi. Meslektaşlarının cenazelerinde, titreyen elleriyle deklanşöre basmak zorunda kaldı. 25 Ağustos 2025 sabahı, Han Yunus’taki Nasser Hastanesi’nde görevdeydi. Yaralıları belgelemek ve hayatta kalanlara yardım etmek için çalışıyordu. O sabah, İsrail hava saldırısı hastane binasını hedef aldı. Mariam, görevi başında katledildi. Pek çok sivil ve gazeteci o saldırıda katledilmişti. Mariam, ölümünden yalnızca bir saat önce sosyal medya hesabından “Cennet Bekliyor” isimli bir ilahiyi paylaşmıştı. Babası Riad Abu Daqqa, gözleri dolu dolu, onu şu sözlerle anlattı: “Böbrek yetmezliği sorunu yaşadığımda habersizce gidip test yaptırmış. Döndüğünde, ‘Baba, böbreğimi sana vereceğim,’ dedi. Ben ‘Sen daha çok gençsin, önünde uzun bir hayat var,’ dedim ama kabul etmedi. Sonunda ikimiz de ameliyat olduk, başarılı geçti. Mariam insanlığın en güzel örneğiydi.” Kız kardeşi Neda Abu Daqqa, saldırının ardından kardeşini, bombalar altında tanınmaz hale gelen bedenini, ayağındaki beyaz botundan teşhis ettiğini söyledi. Oğluna bıraktığı vasiyet ise şöyleydi: “Ağlama. Başını dik tut. Namazını koru. Güçlü ol, başarılı ol. Büyüyüp evlendiğinde bir kız çocuğun olursa ona benim adımı ver. Sen benim kalbimsin, dayanağımsın, ruhum ve oğlumsun. Seninle benim başım dik durur.”