MOHAMMAD ABU HASİRA

7 Kasım 2023

Mohammad Abu Hasira, kariyerine 1994 yılında Filistin Yayın Kurumu’nun bilgi departmanında başladı ve daha sonra Resmi Haber Ajansı WAFA’nın fotoğraf departmanında yardımcı kameraman olarak çalıştı. Filistin resmi haber ajansı “WAFA” için çalışan öldürülen gazeteci Abu Hasira, beş çocuk babasıydı. Eşi, dört çocuğu, 12 torunu, birkaç kardeşi ve onların çocukları ile birlikte evlerini hedef alan İsrail saldırısı sonucu öldürüldü. Saldırıda aileden toplam 42 kişi zalimce katledildi. Oğlu Abdul Rahman tek kurtulan kişiydi. 7 Kasım 2023 akşamı, İsrail güçleri, Mohammad Abu Hasira’nın Gazze Limanı yakınlarında bulunan çok katlı evini hedef aldı ve bina tamamen yıkıldı. Aile üyelerinin cansız bedenleri, saatler süren arama kurtarma çalışmalarının ardından enkaz altından çıkarılabildi. WAFA Haber Ajansı, deneyimli gazetecinin evinin kasıtlı olarak hedef alındığını bildirdi. Filistin Gazeteciler Sendikası, ailesinin büyük bölümüyle birlikte hayatını kaybeden gazeteci Mohammad Abu Hasira için yaptığı açıklamada derin üzüntüsünü dile getirdi: “Bugün, WAFA Haber Ajansı’nın gazetecilik alanındaki öncü isimlerinden birine veda ediyoruz. O, gerçeği aktarmaktan, görüntüleri haberleştirmekten ve Filistin davasının sesini duyurmaktan hiçbir zaman geri durmadı. Allah, gazeteci Abu Hasira’ya ve ailesine rahmet eylesin. Onun objektifinden yansıyan kareler, yaşananların kalıcı birer kanıtı olarak daima hafızalarda kalacak ve asla unutulmayacak.” WAFA Ajansı yetkilileri, meslektaşları Mohammad Abu Hasira’nın ardından yayınladıkları taziye mesajında, onun mesleki duruşunu ve taşıdığı ulusal değerlere olan bağlılığını vurguladı. “Yıllar boyunca meslektaşımız Mohammad ile omuz omuza yürüttüğümüz görevimizden asla sapmayacağız. Ona veda ediyoruz... ama tekrar görüşene kadar.” Abu Hasira’nın hayatta kalan tek oğlu Abdul Rahman, ailesini kaybettiği o günü şu cümlelerle ifade etti; “Babamı ve tüm ailemi, İsrail tarafından gerçekleştirilen kasıtlı bir hava saldırısıyla hedef alınarak öldürüldükten sonra toprağa verdim. Babam işini tutkuyla severdi, yıllar içinde Filistin Yayın Kurumu’nda terfi etmişti. Boş zamanlarında balık tutmaktan keyif alırdı. Gazze’nin güneyine tahliye edilmeyi kesin bir dille reddetti; hatta bu konunun konuşulmasını bile istemezdi. Her zaman, 1948’de yaşananların bir daha tekrar etmeyeceğini ve kalmanın bir zorunluluk olduğunu söylerdi.” Abu Hasira’nın damadı, Falasteen Gazetesi’nde fotoğrafçı olarak çalışan gazeteci Mahmoud Abu Hasira, da saldırıda eşini ve iki çocuğunu kaybetti. Kayınpederini şu sözlerle andı: “O, işine bağlı, yardımsever ve nazik bir insandı. Filistin davasına gönülden bağlıydı. Onunla aynı sofraya oturan herkes, vatanına olan sevgisini tutkuyla dile getirdiğini duyardı. Fotoğrafçılığı bir meslekten öte, Filistinlilerin acılarını anlatan işgale karşı bir direniş biçimi olarak görüyordu. Allah eşime, onun babasına, çocuklarıma ve tüm akrabalarımıza merhamet etsin. Allah bize yeter; o ne güzel vekildir, ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır.”