MOHAMMAD AL-SALHI

7 Ekim 2023

Mohammad Al-Salhi, topraklarından sürülmüş mülteci bir ailenin çocuğu olarak 1997 yılında Gazze’deki Al-Bureij mülteci kampında doğdu. Genç yaşından itibaren kendini Gazze’deki işgali ve yaşanan zorlukları belgelemeye adadı. Henüz 17 yaşındayken serbest gazeteci olarak çalışmaya başladı. Tüm isteği özellikle sınır hattında yaşananları fotoğraflarıyla dünyaya duyurmaktı. Al Salhi 7 Ekim 2023 sabahı, İsrail saldırılarının başladığı daha ilk saatlerde kamerasını kapıp sınıra koştu. Fourth Authority haber ajansı için görevinin başındaydı; sivillerin üzerine yağan kurşunları, füzeleri ve bombaları fotoğraflamaya başladı. Saldırılara hedef olduğunda elinde iki kamerası vardı. Üzerinde “basın” yazılı kaskı ve yeleği bulunmasına rağmen İsrail keskin nişancıları tarafından kasten hedef alındı. Omuzundan ve göğsünden vurulan Al-Salhi, saatlerce yaralı bir halde yardım bekledi. Ateş kesilip meslektaşları yanına ulaştığında Al Salhi aldığı yaraların etkisiyle, kan kaybından hayatını kaybetmişti. Ondan geriye cesareti, yaptığı haberler ve parçalanmış kamerasından çıkan İsrail’in suçlarının belgeleri kaldı. Filistinliler onu 7 Ekim saldırılarının “ilk öldürülen gazeteci” olarak onurlandırdı. Al-Salhi, Gazze’deki Bureij kampında yaşayan insanların, gündelik hayatlarını, umutlarını ve acılarını belgeleyen bir gazeteciydi. Arkadaşları onu, olay yerine her zaman ilk koşan, mesleğine tutkuyla bağlı bir genç olarak hatırlıyor. Yanında bulunan bir başka gazeteci arkadaşı Al-Salhi’nin vurulduğu anları şöyle hatırlıyor: “Bir saat kan kaybetti, ancak biz ateş kesilene kadar yanına gidemedik. Vardığımızda artık şehit olmuştu. Yanında iki kamerası vardı; biri parçalanmıştı, o görüntü hala aklımdan çıkmıyor.” Al Salhi’nin katledilmesi sadece bir gazetecinin hayatına son verilmesi değil aynı zamanda hakikatin sesinin bilinçli bir şekilde susturulması anlamına geliyor. Al-Salhi’nin hikâyesi yalnızca basın özgürlüğüne vurulan bir darbe değildi. Bu Filistinli bir ailenin de yok edilmesi demekti. Al Salhi eşi Maya Naama ile yeni evlenmişti. İlk evlilik yıldönümlerini kutlamışlar, Eylül ortasında doğum gününü birlikte kutlamışlardı. Maya, kocası için “Sen benim yurdumsun, sen benim nabzımsın, çünkü sensiz hayat yok” diye yazmıştı. Şimdi ise her sabah sanki Salhi hayattaymış gibi telefonunun alarmına bakıyor ve “Hadi sevgilim, kalk işe, alarmın çalıyor” sözleriyle kendini teselli etmeye çalışıyor. Bu sözler, bir eşin tarifi imkânsız yasını ve El-Salhi’nin ardında bıraktığı boşluğun büyüklüğünü ortaya koyuyor. Al Salhi’nin adı, Gazze’de hem hakikatin hem de sevdanın yarım kalmış hikâyesi olarak hatırlanacak.