MOHAMMED NOUFAL
10 Ağustos 2025Mohammed Noufal, İsrail işgali nedeniyle yurtlarından sürülen bir ailenin çocuğu olarak Gazze’deki Cebeliya Mülteci Kampında dünyaya geldi. Babası Riyad Noufal, deneyimli bir fotoğrafçıydı ve Mohammed’in abisi İbrahim Noufal da fotoğrafçılık mesleği ile ilgileniyordu. Ailesi ve yakın çevresi tarafından sevilen bir karakter olan Muhammed; nazik, şefkatli ve sıcak kanlı bir insan olarak tanınıyordu. Yemek yapmayı çok severdi; savaş öncesinde arkadaşlarını davet edip onlara lezzetli yemekler ikram ederdi. Dindardı; ibadetlerinde süreklilik gösterirdi. Ayrıca arazisinde incir, üzüm, şeftali yetiştirir, limon ve zeytin ağaçlarını özenle bakardı; hatta şeker kamışı bile ekiyordu. Hayatı seviyordu ve evlenmeyi planlıyordu. İsrail’in başlattığı soykırım herkes gibi onun hayatını da derinden etkiledi. İsrail saldırıları sonucunda önce ağabeyi Omar’ı sonrasında annesi Munira’yı kaybetmesine rağmen örnek bir fedakârlık göstererek İsrail’in uyguladığı soykırımı dünyaya duyurmaya çalıştı. Ekim 2023’te Cebeliye’de ailesiyle birlikte sığındıkları bölgede İsrail bombardımanına maruz kaldı. Mohammed, enkaz altından canlı çıkarken kalça kemiği kırıldı. Kardeşiyle birlikte Endonezya Hastanesi’nde tedavi görürken bir kez daha İsrail bombardımanına maruz kaldı. Sağlık durumu nispeten stabilize olduktan sonra yeniden işine dönerek çalışmalarını sürdürdü. 10 Ağustos 2025 akşamı, Şifa Hastanesi önündeki medya çadırının İsrail tarafından hedef alınması sonrasında gazeteci arkadaşları Anas Al-Sharif, Mohammed Qreiqeh, Moamen Aliwa, İbrahim Zaher ve Al-Khaldi ile birlikte öldürüldü. Saldırı öncesindeki son sözleri kardeşine yönelikti: “Evde uyu... Çadırda uyuma, babam ikimizi de kaybetsin istemiyorum.” Cenaze işlemleriyle ilgilenen kendisi gibi Al- Jazeera’da çalışan kardeşi ise “O andaki acım en deriniydi... Bir anda sadece kardeşimi değil, tüm arkadaşlarımı da kaybettim” ifadeleriyle yaşadığı acıyı dile getirdi. Sözlerine devam eden kardeşi; “Soykırım, Mohammed’in tüm arkadaşlarını, çocukluk arkadaşlarını, okul arkadaşlarını ve komşularını elinden aldı. Ben sayısız şehidi fotoğrafladım; en zor anlar, annemin bedenini ve kardeşim Muhammed’in bedenini kucakladığım anlardı.” sözleriyle yaşadığı kâbusu aktardı. Katliam günü yaşananları da aktaran kardeşi: “Suikast günü, neredeyse tüm günü onun ve diğerleriyle geçirdim. Pazardan pahalıya birkaç sebze almıştım, Muhammed salata yaptı. Oturduk, Anas’a yöneltilen tehditlerle dalga geçtik. O gün çok güldük, sanki tehditler gerçek değilmiş gibi davranmaya çalıştık. Anas ve diğerleri kan bağıyla kardeşim değildi [ama] her anlamda kardeşimdi. Birlikte büyüdük. Kardeşimi morgun soğuk dolabına yerleştirdim, babama ve kız kardeşlerime gelmemelerini söyledim. Çünkü Anas, Muhammed ve arkadaşlarımızın öldürülmesinden sonra bombardıman delirmiş gibiydi ve haberi aktaracak kimse kalmamıştı. Morgda uyudum, kardeşim dolapta yatarken. Ertesi gün onu toprağa verdim. Kefen açılmasın, kimse onu görmesin istedim... İnsanların onu hep güzel yüzü ve gülümsemesiyle hatırlamasını diledim.” sözleriyle Gazze’de yaşanan İsrail soykırımının bir gününü geride kalan kardeşlerin, ailelerin gözünden anlattı.