MUAZ EBU TAHA

25 Ağustos 2025

Muaz Abu Taha, Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’ta, hakikati dünyaya aktarmaya çalışan genç bir serbest gazeteciydi. Reuters, Independent Arabia ve daha birçok medya kuruluşu için çalışıyor; kamerasını, Filistin’in acılarını, direnişini ve umudunu görünür kılmak için bir tanık gibi kullanıyordu. Onun kareleri, zorla yerinden edilen aileleri, açlıkla mücadele eden çocukları, ihlal edilen ateşkesleri, hastanelerdeki insanlık dramını kayda geçiriyor; Gazze’nin susturulmaya çalışılan sesini dünyaya taşıyordu. 25 Ağustos 2025 sabahı, Han Yunus’taki Nasser Hastanesi katliamın merkezi haline geldi. İsrail’in düzenlediği çifte hava saldırısında ilk bomba, hastane sahasında çalışan Reuters kameramanı Hussam al Masri’yi hedef aldı. Moaz, meslektaşına yardım etmek ve yaşananları belgelemek için oradaydı. Dakikalar sonra ikinci saldırı geldi. Bu kez hedef, yardım için koşan gazetecilerdi. Moaz, o ikinci saldırıda, birlikte çalıştığı dört meslektaşıyla birlikte öldürüldü. Muaz, hayatının son gününe kadar kararlılıkla çalışmıştı. İsrail ateşkesi ihlallerini, zorla yerinden edilen ailelerin çadır kamplarındaki dramını, tahliye bekleyen ağır hasta çocukları belgelemişti. İki hafta önce, El Cezire muhabiri Enes el- Şerif ’in ölümünün ardından, sosyal medya hesabında şu sözleri paylaşmıştı: “Vallahi gücümüz tükendi.” Bu satırlar, yorulmuş ama asla pes etmeyen bir yüreğin haykırışıydı. Kardeşi, gazeteci Adli Ebu Taha, o sabah yaşananları gözyaşlarıyla anlattı: “İlk saldırıyı duyduğumda hemen aradım. Telefona cevap verdi ve ‘İyiyim ama Hüsam el-Mısri öldürüldü.’ dedi. Ona gitmesini, Hüsam’ın çekimlerini bitirmesini söyledim. Dakikalar sonra ikinci saldırı oldu. Tekrar aradım ama telefon kapalıydı. Hastaneye koştum, her yeri aradım, morgu bile... Onu sadece kıyafetlerinden tanıyabildim.” Muaz’ın ölümünden kısa bir süre önce, İsrailli gazeteciler Nir Hasson ve Yarden Michaeli ile Nasser Hastanesi’nin çocuk servisinde canlı bir sanal tur yapmışlardı. Hasson, Muaz’ın ölüm haberini aldıktan sonra şu sözleri yazdı: “İki hafta önce, Nasr Hastanesi’nin çocuk servisinde bir sanal tur yaptık. Açlıktan ölen çocukları gördük. Kamerayı bizim için tutan kişi Muaz Abu Taha’ydı. Bugün, İsrail Savunma Kuvvetleri onu ve hastanedeki 17 kişiyi daha öldürdü.” Al Jazeera, saldırının ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Dünyanın gözleri önünde, gazetecilerin sistematik olarak hedef alınması ve öldürülmesi yoluyla Gazze’nin sesinin susturulmasına izin verilmemeli. Uluslararası baskı ve acil eylem gerekiyor.” Reuters haber ajansı da, kendi bünyesinde çalışan iki gazetecinin öldürülmesinin ve bir diğerinin yaralanmasının ardından derin üzüntüsünü dile getirdi. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) ise sert bir açıklama yaparak, “İsrail gazetecileri kasıtlı olarak hedef alıyor” dedi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni bu “katliamı durdurmak için acilen toplanmaya” çağırdı.