SAEED AMİN ABU HASSANEİN
23 Nisan 2025İsrail’in sivillerin çadırlarına yönelik saldırısı yüzlerce aileyi yok etti. Bunlardan biri de gazeteci Saeed Amin Abu Hassanein’in ailesiydi. Ebu Hassanein, eşi Esma ve 15 yaşındaki kızları Sarah üzerlerine isabet eden füze nedeniyle oracıkta can verdi. Saeed, El-Aksa Radyosu’nda bir ses mühendisydi. 20 yıl boyunca özveri ile çalıştı. Ne elinde kamera vardı ne de üzerinde basın yeleği. Sadece sesleri netleştiren, başkalarının çektiği görüntülere ses kazandıran bir çalışandı. Ama belli ki bu bile hedef olmak için yeterliydi. Onun ölümü sadece ailesini değil, meslektaşlarını da yıktı. En çok da en yakın dostu ve meslektaşı olan video editörü Ahmed’i. Ahmed’in hayatı o günden sonra bir daha asla eskisi gibi olmadı. Bu korkunç saldırı, onu ve ailesini derin bir karanlığa, tarifsiz bir umutsuzluğa sürükledi. Başlarda Ahmed, yalnızca sahada çalışan, kameraların önünde ya da çatışma bölgelerinde görev yapan gazetecilerin tehlikede olduğunu düşünüyordu. Ama silahsız, sıradan bir ses mühendisinin bilinçli bir şekilde hedef alınarak öldürüldüğünü öğrendiğinde, artık şunu anladı: Gazze’de medyada çalışan hiç kimse güvende değildi. Ne basın yelekleri ne kasklar ne kameralar ne de basın kartları. Artık hiçbir şey gazetecileri İsrail’in zulmünden korumuyor, aksine bu işaretler onların “öldürülmesi gereken” kişiler olarak işaretlenmesine neden oluyordu. Ailesinin güvenliğinden endişe eden Ahmed, bir baba olarak dayanması en zor kararı vermek zorunda kaldı: Çocuklarını geride bırakmak... Onları koruyabilmek adına, Han Yunus’taki bir sığınma merkezine dönüştürülmüş okula bırakmaktan başka bir çare bulamadı. Kendisi için değil, onlar için. Çünkü onların yanındayken, onların hayatını da riske atıyordu. Gazze’de bir babanın, çocuklarına yakın olmasının bile ölüm riski taşıdığı bir gerçeklikte yaşıyordu artık. Saeed’in ölümü, geride bıraktığı hikâyelerin paramparça olduğu, hayatların derinden yaralandığı ve her gün biraz daha büyüyen, bitmek bilmeyen bir ıstırabın sessiz ama derin yankısıdır.